''Ben'' Dedikçe Görünmez Olan Çocuklar

''Ben'' Dedikçe Görünmez Olan Çocuklar

''Ben'' Dedikçe Görünmez Olan Çocuklar

3 dk okuma

Her ebeveynin albüm karıştırırken karşılaştığı o klasik, masum ama kaçınılmaz bir soru vardır. Can da tam o yaşa gelmişti. Annesi ile babasının düğün fotoğraflarını gördüğü an, o malum soruyu sordu:

- "Baba ben sizin düğününüzde neredeydim? Beni neden götürmediniz? Babaannem de orada, ben kiminle kaldım?"

Annelerin ve babaların bu soruya verdikleri cevap da nesillerdir değişmez. Kenan Bey de o tanıdık, sakin cevabı verdi:

- "Sen daha doğmamıştın canım oğlum."

- "Neden doğmamıştın ama ben baba? Ben de orada olmak istiyordum. Ya bana ne, bana ne, beni de götürseydiniz!"

Çocuk dünyasının o tatlı mantığıyla sorulan bu masum sorular, her anne babanın yüzünde değişmeyen tek bir tepkiye sebep olur: Sıcak bir tebessüm.

Yaş Büyüdükçe Değişen İstekler ve Kaybolan Tebessümler

Yıllar hızla geçti, Can büyüdü, o eski fotoğraf albümü de rafa kalktı. Fakat değişmeyen bir şey vardı; Can hâlâ soru soruyordu. Ancak bu kez soruların tonu da, hissettirdikleri de çok farklıydı:

 "Benim pantolonum nerede?"

 "Kahvaltıda ne yiyeceğim?"

Yaşı büyüse de isteklerin altındaki o dayatıcı ve benmerkezci yapı hiç değişmiyordu:

 "Beni neden çağırmadınız?"

 "Ben böyle istiyorum!"

 "Ben yapmak istemiyorum, sen yap."

 "Ben sevmiyorum, gitmeyelim."

 "Ben böyle istiyorum, anlamıyor musun?"

Artık bu cümleler annesine ve babasına hiç de masum gelmiyordu. Yüzlerde o eski tebessümden eser kalmamıştı. Kenan Bey ve eşi, çocuklarının geleceği adına derin bir endişeye kapılmışlardı. Kendi kendilerine şu can alıcı soruyu sormaya başladılar:

Hayatını sadece bu cümleleri kurarak devam ettiren bir insanla, yarın bir gün kim, nasıl sağlıklı bir ilişki kurabilir?"

Diyelim ki bir şekilde böyle bir insanla bağ kuruldu; peki bu ilişki ne kadar süre sağlıklı gidebilirdi? Her şeyin tek taraflı olduğu bir ilişkide tartışmanın, ortak nokta aramanın bile anlamı kalmazdı. Terazinin hep tek bir tarafına ağırlık koyunca, tartmanın ne anlamı vardı ki?

"Hep benim isteklerim olsun, hep benim sevdiğim yapılsın, insanlar benim isteklerimi yerine getirmek için çabalasın..." İyi de, karşıdaki de bir insan ve onun da sınırları, istekleri var. Kendi dışımızdaki insanları yok mu sayacaktık?

Bu kördüğümü çözmek için bir bilene danışmanın vakti gelmişti. Kenan Bey'in halası, durumu gözlemledikten sonra oldukça sakin bir ses tonuyla cümlelerini sıraladı.

İlişkilerdeki Gizli Yara: "Ben" Virüsü

Hala, ebeveynlerin düştüğü o büyük tuzağı tek bir kelimeyle özetledi:

Hayat isteklerimizi yerine getirmek üzere kurulu olunca; 'Hep biri yapsın', 'Hep bana yapsın' düşüncesi doğar. Böyle olunca da ilişkiler ağır yaralar alır çocuklar. Can'ın sorduğu ve sizi sinirlendiren bu soruların ortak bir özelliği var. Sizi ondan uzaklaştıran gizli bir detay..."

Kenan Bey ve eşinin gözleri pürdikkat açılmıştı. Hala devam etti:

"Ben." dedi. "Evet, tüm bu krizlerin ortak noktası 'ben'. Hep 'Ben' diyen bir insana nasıl ulaşacaksınız ki? Onun dünyasında, onun karşısında siz aslında yoksunuz."

Oda bir an sessizliğe büründü. Hala, derin bir nefes alarak ebeveynliğin unuttuğumuz o konforlu alanını hatırlattı:

"Her insanın istekleri vardır ve bunun için çabalar. Fakat sizin hayattaki tek rolünüz ve isteğiniz bu çocuğa sadece ebeveynlik yapmak değil, değil mi? Siz aynı zamanda bir komşu, bir kardeş, bir arkadaş, bir yeğensiniz. Dahası, ebeveyn olmanın sadece zahmetini değil, konforunu da yaşamak hakkınız. Sadece sizin fedakarlığınız  üzerine kurulu bir hayat ne kadar sürdürülebilir?"

Çözüm: "Ben" Olabilmek, "Sen" Diyebilmekten Geçer

Evet, halanın ne demek istediğini çok iyi anlamışlardı. Can'ın neden okulda arkadaşlıklarını sürdüremediğini, neden evde sürekli gergin ve tatminsiz olduğunu şimdi net bir şekilde görüyorlardı. Her şey tek bir kelimenin gölgesinde kalmıştı: "Ben..."

Birer anne ve baba olarak oğullarına acilen fark ettirmeleri gereken büyük bir yaşam gerçeği vardı. İnsan hayatını sadece 'ben' diyerek sürdüremezdi. Sürekli kendini var etmeye çalışmak, sınır çizmek yerine duvarlar örmek, aslında kişinin kendine vereceği en büyük zarardı. Üstelik acı olan şuydu; insan 'ben' dedikçe, başkalarının gözünde aslında görünmez oluyordu.

Peki bu problem nasıl çözülecekti? Can'a dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannettiren neydi?

Kenan Bey, çuvaldızı kendine batırması gerektiğini anladı: "Can'ın şikayetlerinin kaynağı kendisi. Biz de Can'dan şikayet ediyoruz. O zaman bu davranış kalıbının kaynağı da biziz. Ona bu alanı biz açtık."

Neyse ki hiçbir şey için geç sayılmazdı. Hâlâ çocukları üzerinde rehberlik yetkileri vardı. Stratejiyi değiştireceklerdi: Can'ına birileri için karşılıksız bir şeyler yapmayı sevdireceklerdi.

Hep 'ben' diyen bir çocuğa, sağlıklı bir birey (ben) olabilmenin yolunun, aslında karşısındakine 'sen' diyebilmekten ve onun alanına saygı duymaktan geçtiğini öğreteceklerdi. Gücünün ölçüsünde, başkalarının hayatına dokunmayı, paylaşmayı sevdireceklerdi ona.

Kenan Bey ve eşinin kafası şimdi çok daha rahattı. Sorunu teşhis etmişlerdi, şimdi sevgiyle ve kararlılıkla harekete geçme zamanıydı.

Etiketler:#ilişkilerde ustalık#deneyim#çocuk yetiştirme#ben odaklılık
Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (28)

  • Merve boylu dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Ne zaman kendinden çıkarsa o zaman bunu görebiliyor insan🌸

    • Çiğdem G dedi ki

      3 Ağustos 2026

      Kendinden çıkmanın yolunun gösterildiği çok güzel bir yazı. Elinize sağlık..

  • Elif A. K. dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Kendinden çıkamayan insan ilişkilerinde çok zorluk yaşıyor. İlişkideki ihtiyaç giderme kısmından yoksun şekilde ilişkileri bir yere kadar devam ediyor.

  • Ilknur Korkusuz dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Geçen gün havaalanında annesinin küçük çantasını bile taşımak istemeyen ağlayan zorlayan çocuklar gördüm.. Tam da bunların üstüne bu yazı çok güzel oldu. Bütün aileler bundan şikayetçi aslında... Çözüm içinde güzel bir öneri olmuş Emeğinize sağlık.

    • Nuray Tekin Mişe dedi ki

      3 Ağustos 2026

      Çocuklarımızın etrafında döndükçe onlarda dünya etrafında dönüyor zannetmeye başlıyorlar makesef.

  • Arife KARACIĞAY dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Önce sen diyebilenin, önce sen diyeni olur. Önce sen demesini öğren ki, bencillikten çıkabil.

  • Mervefe dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Hayatta hep ben diyen insanla kurulan ilişkiler bozulmaya mahkumdur

    • Ilknur Korkusuz dedi ki

      3 Ağustos 2026

      Sürekli ben diyen bir insanın yanında ne kadar kalabilir ki insan .. Kimse buna çok uzun tahammül edemez . Herkeste bir ego var..O sebeple bu ilişki hiç bir zaman samimi bir şekilde ilerleyemez

      • Nuray Tekin Mişe dedi ki

        26 Ağustos 2026

        Sürekli ben diyen insanın yanında kalan kendi çıkarı için kalır. Alacağı bitince terk eder.

  • Ayten Akın dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Ne kadar açık aslında sürekli ben demenin zararı önce kendimize sonra etrafımıza faydası yok o anki duruma göre ben olabilmem için önce sen diyebilmem önemli emeğinize sağlık güzel olmuş.

    • Nuray Tekin Mişe dedi ki

      3 Ağustos 2026

      Etrafında dönen dünyası dönmeyince hemen yıkılıyorlar. Emek nasıl kıymetli olduğunu kendi yapınca öğreniyor insan...

  • İlknur Adak dedi ki

    30 Temmuz 2026

    Biz hep başkalarına öncelik veren nazik ve değer veren bir nesiliz bu nedenle çocuklarımıza biraz fazla öncelik vererek onları bencilleştirmiş olabiliriz ama bu ev içinde geçerli dışarıda onları önceleyecek bir dünya olmadığını farkediyorlar bence onların yaptığı bizi kullanmak biz izin verdiğimiz müddetçe ,
    tabii ki doğru olan buna bir dur deyip doğrusunu uygulamak .

  • Deniz Dilki dedi ki

    3 Ağustos 2026

    Şikayet şikayeti doğuruyor. Kim şikayet ederse etsin sana da bulaşıyor. Kaleminize sağlık

  • Merve Kula dedi ki

    3 Ağustos 2026

    Ne zaman sadece kendinle meşgul olma halinden çıkabildin ve karşına bakmaya başladın, işte o an gerçek sahnedesin ... Hoşgeldin ;)

  • Fatmagül Barutçu dedi ki

    3 Ağustos 2026

    “insan ‘ben’ dedikçe, başkalarının gözünde aslında görünmez oluyordu.“
    Bütün mesele buradaydı.. o kadar gerçek ki

  • Sümeyra Taşkın dedi ki

    3 Ağustos 2026

    Ben virüsü ne güzel teşhis:)

  • Ayşe Taçbaş dedi ki

    4 Ağustos 2026

    İnsan hep ben diyen bir canlı evet ama emeği karsidakinde olunca biz olabiliyor onunlada. Günümüzde ailede özellikle evlatlarla verdiğimiz en ciddi sınav bu. Yaralara melhem olan çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık 💐

  • Zehra dedi ki

    10 Ağustos 2026

    Ben deyince insan me kadar itici oluyor.. buyukte olsa küçükte olsa böyle.
    Ben aldım.. Ben yaptım. Ben bunu sevmiyorum. Ben istemiyorum yada Ben bunu istiyorum. Karşı da ki insanı saymayan kendi de yavaş yavaş insanların için de yok oluyor.

  • Dk dedi ki

    10 Ağustos 2026

    Çok güzel bir yazı 🌸
    Hiç bir şey için geç olmadığını anladığımızda taşlar yeniden dizilmeye başlar 🌿

  • Ayten Akın dedi ki

    10 Ağustos 2026

    Aile olmak, topluluk olmak, sen ve ben olmak için sen diyebilmeyi,biz diyebilmeyi bilmemiz lazım bunu yapabilirsek ancak mutlu bir ben olabiliriz. Emeğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

  • Ümran dedi ki

    11 Ağustos 2026

    İnsan bu hayatta hep sorular sorar çoğu zaman "ben" ile başlayan.

  • Nimet Alper dedi ki

    11 Ağustos 2026

    Neyse ki hiçbir şey için geç değil, nefes alıyorsak hala vakit var... Bazen de o kadar çok "sen" diyor ki insan. O hep "sen" dediğin 'ben'den başka bir şey düşünemez hale gelmiş. Hayat hep bir denge üzerine...

  • SELMA K. dedi ki

    11 Ağustos 2026

    Gerçekten çok tehlikeli bir hastalıkmış "ben" virüsü. Allah hepimizi korusun bu hastalıktan :)

  • Celo dedi ki

    11 Ağustos 2026

    Çocuklarımıza iyilik adı altında hayatlarını kolaylaştırıyoruz ama bu sadece onları bencilleştiriyoruz. Bunun farkına varıp toparlanırız inşallah 🌺

    • Emre dedi ki

      26 Ağustos 2026

      " Senin hayatın ama beni de ilgilendiriyor" :)

  • Fatma dedi ki

    16 Ağustos 2026

    Ben boyutundan çıkıp sen boyutunda olmak insanı çok yol katettiriyor
    Kaleminize sağlık 🌸

  • Neşe Kübra Akarslan dedi ki

    16 Ağustos 2026

    İnsanlara ihtiyaçları ölçüsünde karşısındakileri düşündürmek ne güzel bir şifa. Elinize sağlık.

  • Ilknur Korkusuz dedi ki

    26 Ağustos 2026

    Çocukların özel alanı,.osu budu derken onları bu kadar bencil yetiştiren biziz aslında... Bizim çocuklupumıuzda hiç de öyle özel alanımız falan olmadı . Psikolojimiz de maşAllah çok yerinde bence... Bunyazıda verilen çözümü de çok beğendim elinize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.