Her ebeveynin korktuğu, her gencin ise en az bir kez içinden ya da çığlık çığlığa dışından haykırdığı o malum cümle vardır: “Beni kimse anlamıyor!”
Deniz de henüz on yedi yaşına yeni girmişti ve bu hissin ağırlığı altındaydı. Son zamanlarda annesi ile olan anlaşmazlıkları giderek artıyordu. O gün ise bardak taştı, aralarındaki tartışma her zamankinden biraz daha şiddetlendi. Deniz, öfkeyle odasına gidip kapıyı sert bir şekilde çarptı.
Böyle durumlarda her zaman yaptığı gibi hemen tek sırdaşına, günlüğüne sarıldı. Sayfanın tam ortasına, tükenmez kalemle adeta içini dökercesine büyük harflerle yazdı: “Beni anlayan yok.”
Bu haykırış, annesi ile aralarında her geçen gün büyüyen o görünmez iletişimsizlik duvarının bir sonucuydu. Deniz yatağında öfkesiyle baş başayken odanın kapısı hafifçe tıklatıldı. Annesi içeri girdiğinde odada derin bir sessizlik hakim oldu. Ancak annesinin niyeti bu kez tartışmak değil, aralarındaki o kopuk köprüyü onarmaktı. Elinde eski, ahşap bir kutu vardı. Gelip sessizce Deniz’in yanına oturdu.
Güzel Bir İlişkinin Ön Basamağı: “Ben de Oradaydım”
Annesi, Deniz’in gözlerinin içine bakarak sakin bir sesle konuştu:
– Senin yaşlarındayken ben de tam olarak aynı şeyi düşünüyordum. Haklısın, kelimeler bazen hissettiklerini anlatmakta yetersiz kalır.
Kutudan eski bir müzik çalar ve kulaklıkları çıkarıp Deniz’e uzattı. Deniz şaşkınlıkla kulaklığı kulağına taktığında, annesinin kendi gençlik yıllarında kaydettiği duygusal bir sesli mektupla karşılaştı. Teypten gelen o genç ses, tam da Deniz’in şu an hissettiği yalnızlığı, öfkeyi ve anlaşılamama duygusunu anlatıyordu.
Deniz, ses kayıtlarını dinledikçe zihnindeki taşlar yerine oturdu. Annesinin kendisini anlamadığı düşüncesini yıllar önce bir başkası daha hissetmişti; kesinlikle yalnız değildi. Annesi aslında onu çok iyi anlıyordu. Bunu bilmek, Deniz’in kalbindeki o ağır yükü bir anda hafifletti. Üstelik içinde bulunduğu bu fırtınalı durum kalıcı değil, sadece dönemseldi.
Başka Bir Yaşantıdan Öğrendiklerimiz
O gün, anne-kız iletişim şekillerini temelden değiştirdiler. Sadece birbirlerini dinlememişlerdi; ilk defa birbirlerini gerçekten duymayı başarmışlardı. Artık karşılıklı suçlamalar yapmak yerine, duygularını net bir şekilde ifade etmeye çalışıyorlardı.
Deniz şunu fark etti: İsteklerini açıkça ifade etmeliydi. Duygularını sadece kendi içinde yaşıyor olması, annesinin bunları sihirli bir şekilde bilmesi gerektiği anlamına gelmiyordu.
Annesi şunu fark etti: Bazen sadece tavsiye vermek ya da akıl öğretmek yerine, sessizce sarılmanın iyileştirici gücü çok daha büyüktü.
İletişim, onlar için bir güç savaşı ya da tartışma arenası olmaktan çıkmıştı. Artık iki farklı dünyanın birbirine sevgiyle köprü kurduğu güvenli bir alandı.
İlişkileri Yeniden Kalibre Etmek: Zaman Zaman Yeniden Tanışın
İster ebeveyn-çocuk ilişkisi olsun, ister arkadaşlık ya da evlilik… Eğer karşınızdaki insanın tam olarak kim olduğunu bilmiyorsanız ve gerçek ihtiyacının ne olduğunu anlamadıysanız, orada gerçek bir bağdan söz etmek mümkün değildir. Fiziki bağların gücünü artıracak olan tek şey, doğru kurulan iletişimdir.
Deniz ve annesi doğal bir bağın sonucu olarak bir aradaydı. Elbette bir anne, çocuğunu büyütürken onun pek çok somut ihtiyacını görür. Fakat zamanla ihtiyaçlar şekil değiştirir; soyut beklentiler, somut beklentilerin önüne geçer. İşte tam bu geçiş döneminde ihtiyaçları yeniden kalibre etmek gerekir.
Aslında insan, hayatı boyunca bir arada bulunduğu kişilerle zaman zaman yeniden tanışmalıdır. Çünkü insan sabit kalmaz, değişen bir canlıdır ve istekleri de yaşla birlikte şekil alır.
Bugün modern ilişkilerde kendimize şu can alıcı soruları sorma vaktimiz geldi:
Sevdiklerimizin bizden beklentileri, gerçekten onların işine yarayan istekler mi?
Yanı başımızdaki insanın gerçekte neye ihtiyacı var?
Eşim sesini yükseltti ama aslında arka planda “Lütfen beni sev, beni fark et” diyor olabilir mi?
Çocuğuma sürekli kızmak yerine, sınırlarını belirlemek için imkanlarını azaltmak onun asıl ihtiyacı olabilir mi?
Arkadaşımın her istediğine “tamam” demek, ona iyilik mi yapıyor yoksa zarar mı veriyor?
İnsanların fiziksel olarak yanı başımızda olması, onlarla gerçekten bir ilişki kurduğumuz anlamına gelmez. İyi bir ilişkinin, her zaman iyi bir iletişime ihtiyacı vardır. Güçlü bağlanabilmek için önce doğru ipi bulmak gerekir; bu da ancak doğru ve samimi bir iletişimle mümkündür.
“Beni Anlayan Yok mu?” için 45 yanıt
-
Anlaşılmak için önce karşıyı anlamak gerektiğinin ne güzel bir örnegi 🙂
-
Zaman zaman yeniden tanışmak… Başkalarında olduğu gibi kendimizde de geçerli bir durum
-
Hepimizin günlük yaşantımızda yaşadığımız olaylar ve doğru iletişimin ne kadar önemli olduğu çok güzel anlatılmış
-
Bu yazı beni ergen ve hırçın zamanlarıma götürdü😍😅
Aynı hisler, aynı soru işaretleri..
Güzel bir yaklaşım her şeyi değiştirir 🩷 -
“insan, hayatı boyunca bir arada bulunduğu kişilerle zaman zaman yeniden tanışmalıdır.” insan kendisiyle de zaman zaman yeniden tanışmalı, istek ve ihtiyaçlarını kalibre etmelidir
-
Eveeet 🌺 Tanışırken Kim kimdir doğru tanıyabilmek de önemli 🌺
-
-
Karşımızdakinin ihtiyacını anlayabildiğimizde ve bunu ona verebildiğimizde ilişkilerimiz de toparlanacak…
-
Bu yüzden de kendimizden isteklerimizden çıkıp karşımızdakini gerçekten merak ediyor olmalıyız…
-
-
Anlaşıldığını hissettiği yer insan için cennet 🤍
-
İstekler yaşla birlikte zamanla değişiyor. İsteklerimizin değişmesi iletişimlerimizi de etkiliyor tabi..
-
Doğru ilerişim, doğru kalibrasyona verilen gerçek ve samimi tepkilerle mümkün. Başkacası israf….
-
Karşımdaki ne istiyor, ne hissediyor, ihtiyacı ne… Bunlara bakmadan kurduğumuz ilişkiler bir yerlerde tıkanıyor.
-
-
Şu an bir çok ebeveyn ve çocuk arasında sadece para alış verişi olan bir bağ varken bu yazıyı okumak iyi geldi.. Çocuklarımızla daha farklı bağlar kurup ilişkiyi nasıl güçlendirebiliriz kısmını seminerinizede dinlemiştim.. Çok teşekkürler
-
Evet, bu Amanda çocuklarımızın istediğini yaparak onunla aramızda ki bağ kuvvetlenecek sanıyoruz ama öyle de olmuyor
-
-
İnsan problemini hep kendine özel sanıyor ama ne kadar da aynı… Ah o “Kimse beni anlamıyor” gözyaşlarının geri dönüşü olsa. Doğru ipi doğru zamanda buluruz umarım. Emeğinize sağlık 💞
-
Düşündürücü ve cok keyifli bir yazı olmuş.
-
Ne güzel bir yazı. Zaman zaman hepimizin içinde bulunduğu bir durumu çok güzel anlatmışsınız. 👏👏👏
-
Değil mi? Muhakkak hepimiz hayatta benzeer şeyler yaşıyor ve benzer şeyler hissedebiliyoruz… Tam o anda anlaşıldığını hissetmek ya da birini anlayabilmek… Ne güzel şey….
-
-
İnsanların ihtiyacını kalibre edip hareket etmek, her istenilene karşındakini düşünüp hayır diyebilmek çok kolay değil ama insanı karşılıklı geliştiren bir durum…
-
Aslında insan anlaşılmak istediğinde anlamaya çabalasa belkide sorun kalmıycak emeğinize sağlık anlaşılır bir yazı olmuş
-
Karşımızdaki insana, “asıl sen nasılsın” dediğimizde hayatımızın rengi güzelleşmeye, anlaşılmaya başlıyor
-
-
Bazen bir insanın size kızmasının, sinirlenmesinin tek nedeni karşı tarafın onu anlamaması, ihtiyacını görmezden gelmesi olabilyor. Anlamak bu yüzden çok kıymetli. Tüm düğümleri çözecek olan ilk strayeji… Elinize sağlık çok güzel anlatmışsınız
-
Karşımızdaki insanları kalibre etmeye çalışsak hem ihtiyaç gideren hemde anlayışlı kişiler olabiliriz. En önemlidi belkide onun hayatında cok güzel şeylere vesile olabiliriz
-
-
Anlamak ve anlaşılmak ne güzel şey. Elinize sağlık
-
Herkesin birbirini çok iyi anladığını zannedip bir tek kendisinin anlaşılamadı gibi düşündüğü bu dönemde bizlere ne yapıyoruz acaba dedirtecek çok güzel bir yazı olmuş gerçekten💐
-
-
Hayatta bazen çok zor gibi görünen şeyler aslında çözümü çok da basit olan şeyler… Belki bazen bir ağacın tepesine çıkıp oradan bakmak lazımdır…
-
Kesinlikle öyle çoğu zaman basite bakmakta zorlanabiliyoruz .
-
-
İlişkilerde gerçek ihtiyacı fark edebilmek ve ona göre davranışlarda bulunabilmek ne kıymetli… Çünkü her insan anlaşılmayı ister ve bunu da hak eder …
-
Her insanın ortak isteği ve problemidir anlaşılabilmek.
-
-
Anlaşıldığını anlamak şükür etmenin sebebi de oluyor çok şükür.
Sevdiklerimizin bizden beklentileri, gerçekten onların işine yarayan istekler mi? Ne güzel bir soru.
Gerçek ihtiyaç mı? Anlamak , deneyim transferi yapmak çok kıymetli -
Annenizle olan evliliğimiz de bunca yıl geçip ona ilgimin azalmama sebebi sürekli yeni bir kadınla karşılaşıp onu yeniden tanımaya çalışmam ve onu yeniden beğenmem oldu diyordu bir baba💐. İnsan bu hayatta her gün değişmeli aslinda
-
Doğru ilişkinin ilk adımı karşıdaki insanı tanımaktır..
-
İstekleri açıkça ifade etmek, net olabilmek karşılaştığımız problemleri çözecek bir anahtar gibi.
-
o yalnız değilim hissi… ne kıymetli
-
Günümüzde ilişkilerin nasıl bu kadar alt üst olduğunu insanların birbirlerini neden anlamadığını ve çözüm yollarını anlatan çok güzel bir yazı olmuş Emeğinize sağlık
-
Gerçekten iletişim kurabiliyor muyuz acaba karşımızda ki insanın ihtiyacı ne diye bakıyor muyuz?
-
İnsan kendi isteklerinden karşı tarafın ihtiyacını göremiyor be maalesef kimse kimseyi anlamaz oluyor. İhtiyaç kalibre etmek ne kadar kıymetli…
-
-
İnsanlarla bir arada yaşarken ilişki kurmamak mümkün değil. Her ne kadar istesek de istemesek de ilişki hayatımızda bir zorunluluk. Bu yüzden insanın hayatta iyi ilişkiler kurmayı öğrenmesi, karşısındakinin ihtiyaçlarını gidermesi çok önemli 🙂 Elinize sağlık
-
Evet çok doğru, karşımızdaki insanı tanıdıkça da daha güzel ilişkiler kuruluyor 🙂
-
-
İlişki dediğimiz aslında birbirimize baktığımızda neye ihtiyacımız olduğunu görebilmek.
-
Karşımızdakinin ihtiyacını görebildiğimizde sağlam ilişkinin temellerini atmış oluyoruz
-
-
İnsanın karşıdakinin ihtiyaçlarını kalibre etmesi ne kadar kıymetli…
-
“İhtiyacı kalibre etmek ” insanı diğer insanlardan bir adım öne çıkaran durumlardan biri
-
-
Anlaşılmadığında hayat çok zor.. ama anlaşılmak için da önce anlamak gerekir
-
Anlaşılmak dünyanın en güzel hislerinden biri.. elinize sağlık
Bir yanıt yazın